• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
BİRHARF.BİZ
Üyelik Girişi
İLESAM
BALA KİTAP TOPLULUĞU
GÜFTELER-BESTELER
GEZGİN
VİDEOLAR
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam1
Toplam Ziyaret53845
               
 
Çağımızın en önemli bestekârlarından biri olan Avni Anıl üstâdımız ile sıcak bir söyleşi gerçekleştirebilmek, onun engin dünyasından birkaç kesit yakalayıp , o emsalsiz besteleriyle ilgili bazı detayları öğrenebilmek, hayata bakış açısı hakkında bazı görüşlerini alabilmek, gibi. Bu yarım kalmış projemin en azından başlangıç bölümünü sizlerle paylaşmak istiyorum. Benim üstâda olan hayranlığım, 1966 yılında sözleri değerli şair Turgut Yarkent’e ait; “Dil şâd olacak diye kaç yıl avuttu felek. Saçıma karlar yağmış, boşuna yaz beklemek. Ne bülbül dile geldi, ne de açtı bir çiçek. Saçıma karlar yağmış, boşuna yaz beklemek.”
08.06.2018
Babasız geçen bir Babalar Gününde daha hüzün kaplasın istemedim yüzümü. Benimle aynı duyguları paylaşan binlerce babasız çocuğun da (Bir yerde okumuştum. Hatırlayamadım şimdi. Aklımda kaldığı kadarıyla aktarayım sizlere. “Eğer babanız öldüyse artık gerçekten büyüdünüz, çocuk değilsiniz.” gibi bir cümleydi sanırım.) bu yeise kapılmasına gönlüm razı gelmedi. İşte bu yüzden birazcık olsun mizahi yönden bakmak istedim akıp geçen zamana. Ve mercek altına yatırdım “baba” kelimesini. Haziran ayının üçüncü pazarı kutlanır Babalar Günü. Çocuğu olmuş erkek kazanır bu unvanı. Güzel kelimedir “baba” en az “anne” kadar.
08.06.2018
Toplum hafızasına ve toplum kültürü deryasına mal olmuş en ufak halk zerresi dahi kaybolmaz, zaman tünelinde kendini muhafaza eder. Bayramlarda bunlardan biridir. Bayramlarımız hakkında halka ve topluma mal olmuş onca türkü ve şarkılar hele şöyle bir dursun. Onları anlatmaya zaten “Meşeler kalem deryalar mürekkep olsa yetmez.” Bayramlar hakkında sadece “Atasözlerini hatırlayalım.” Bayramlar hakkındaki atasözlerinden bir kısmını buraya alalım. Atasözlerimizin bayramlarımızı toplum hafızasına, ne kadar zarif nakışlarla ilmik ilmik dokuduğuna bakar mısınız? Sezdirmeden, incitmeden, gülümseterek, düşündürerek, nüfuz ederek… Atasözlerimiz bayramları toplum hücrelerimize bakın nasıl işlemiş. Halk Kültürümüzün baş tacı atasözlerimiz… İçinde bayram geçen, düşündüren ve gülümseten atasözlerimiz…
08.06.2018
“Ya ol gel, ya öl gel” nidasını duyamadan toprağın, sabahı akşama ekleyerek geçiyor ömür. Kendimi koyuyorum ayağımın altına, yine de yetişemiyorum kendime. Oysa, bazı şeylerden çokça var eğnimde; iki yanım, iki elim, iki kolum, iki gözüm, iki ayağım, iki kulağım… Keşke, gündelik telaşlarla harcadığım ikilerin birini olsun kendime ayırabilsem. Gel gör ki iki elim birden işte, iki elim çayda, çorbada. İki gözüm dalda, budakta, televizyonda, telefonda.
08.06.2018
Bir kere daha idrak ettim ki sevgi, mutluluk, acı, ayrılık, ızdırap bunların hepsi bir potada birleşebilen sözcükler çoğu zaman. Tamamı bir arada aşkı doğuruyor. Aşk zevk duymaktır, acı çekmektir, özlemek ve kavuşma sevinci yaşamaktır. Tüm bunları seninle yaşıyorum ben. Sen olunca aşk, aşk olunca bunlar oluyor. O zaman yeniden haykırıyorum sesimin sana ulaşabileceği şekilde. Senin aşkın her şeye değer bir tanem her şeye değer.
08.06.2018
... 49 ...
DERGİ ARŞİVİ
İSMET BORA BİNATLI
Saat