• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
BİRHARF.BİZ
Üyelik Girişi
İLESAM
BALA KİTAP TOPLULUĞU
GÜFTELER-BESTELER
GEZGİN
VİDEOLAR
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam93
Toplam Ziyaret47503
KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRMEK / ARİF BÜK

 

 

KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRMEK       

 

    Yunus’un bir dörtlüğü var ki ömre bedel. Hayata dair, bir hayat felsefesi sunuyor anlayana;

     “Bir çeşmeden tasını doldurmadan kor isen

     Yüz bin yıl geçse de anda kendi dolası değil.”

     Çeşmenin de, tasın/testinin de karşılığı var aslında. Testi; sen, insanoğlu… Çeşme, bilgi, kütüphane, kitap, tecrübe, fanilerden geriye kalan nice eser, nice hikmetli söz ve hayat hikâyeleridir. Çoğu zaman boşa akan pınarlardır bunlar. Çeşme bir ömür aksın, testi de yanında duradursun. Önüne tutmadıktan sonra damla düşmez onun nasibine. İsterseniz dolar testiniz, istemeseniz hayata bön bön bakarak nafile nefeslerle tüketip çeker gidersiniz.

      Testiyi doldurmak yetmez. Tazelemek, tazelenmek gerek. Testiye dolan suyun zamanla ilk renginden, kokusundan, tadından eser kalmaz. Bazen kazaya uğrar testi, darbe alır, kırılır, çatlar bir şey kalmayabilir testiden ve içindekilerden. Bu yüzden suyumuz kaynaktan olmalı, ayrılmamalı kaynak suyun yanı başından. Rengi tadı,  kokusuyla hiç bozulmayan, her dem akan, her dem taze kalan…

Mevlana da bunu anlatıyor dizelerinde;

Bir taş atsan çarparak bir küp kırar

Bin taş at durmaz akar lakin pınar

Gün gelir eskir küpün suyu

Eskimez hep tazedir kaynak suyu

Akan su kir tutmaz, hep taze akar, hep can katar sinemize. Yeni, taze bilgilerle kendimizi bulur, bilir eskimekten kurtuluruz. Kendimizi; insan olma ve insan kalarak gerçekleştirmeye devam ederiz.

       Hz. Peygamber bir öğretisinde şöyle buyuruyor;

       Şu beş şeyden sorguya çekileceksiniz;

  “Ömrünü nerede/nasıl geçirdiğinden, malını nereden kazandığından, gençliğini nerede tükettiğinden, kazancını nereye sarf ettiğinden, bilgini nerede nasıl kullandığından…”

        Bu hususta sorgulama  hesap gününe kalmamalı. Nefes alırken sorgulamalıyız can özümüzü. Ne kadar insanım, ne kadar insan kaldım, daha iyi bir insan olabilir miydim? Bana armağan edilen hayatın, nimetlerin hakkını verebildim mi? Öyle ya bu hayat bize Allah’ın armağanı, hayatı nasıl yaşadığımız da bizim Allah’a armağanımız.

       Önce insanız… Sonra anne, baba, eş, evlat, kardeş, arkadaş, komşu, dost, vatandaş, devlet adamı, yönetici, asker, eğitimci, mühendis, sanatçı, sporcu, üretici, esnaf, çiftçi… Hakkını veriyor muyuz bu rollerin? Bu kadar mı evlat? Bu kadar mı komşu? Bu kadar mı anne/baba, akraba, dost, vatandaş olur benden?  Neler yapabilirim daha iyi, en iyi olabilmek için?

        Demem o ki, ömür kısa, iki nefes arası..

        Bomboş, nafile, anlamsız, kopya edilmiş bir hayatın sahibi olmak yerine kendini arayan, bulan, bilen, donatan, Hak  nezdinde hak edilmiş nefesler alan biri olalım, en güzel nefesimizi,  son nefesimizi Allah’a saklayalım.

 16-04-2019

ARİF BÜK

CANDAN İÇERU HASBİHAL 
HANGİ GÖNÜLDÜR DURAĞIN RAMAZAN?

MERHAMET ve SON ÇAĞRI
FITRATI ANLAMAK, FITRATA BOYANMAK 
ŞÜKÜRLE İYİLEŞMEK

ELLERİ GÖNÜLDE UNUTMAK

BAHARI ANLAMA BAHTİYARLIĞI

 

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
98 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
DERGİ ARŞİVİ
İSMET BORA BİNATLI
Saat