• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
BİRHARF.BİZ
Üyelik Girişi
İLESAM
BALA KİTAP TOPLULUĞU
GÜFTELER-BESTELER
GEZGİN
VİDEOLAR
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam51
Toplam Ziyaret47875
GÖNÜL BİR AYNADAN İBARETTİR, SENİ SANA GÖSTEREN



GÖNÜL BİR AYNADAN İBARETTİR SENİ, SANA GÖSTEREN
 
   “ Dualar değil midir her derde deva, susuz kalmış gönüllere şifa?”
 
   Sevgidir, istektir, hatırlayıştır, anmadır, kırgınlıktır, hoşgörüdür içinde barındırdıklarından bazıları. Düşüncedir inceden inceye, mütevazılığıdır kendini gösteren. Bildiğimiz gözle değil de kendisinde bulunan gözümüz ile bakmamızdır etrafımızda olup bitene. İnsanın mabedidir aynı zamanda. Ne sevdalar, ne vuslatlar, ne ayrılıklar, ne kırgınlıklar, ne gizler barındırır içerinde.
 
   Ruhumuzun, canımızın, yüreğimizin özünü teşkil eden ve edebiyatımızda da pek çok eserin vazgeçilmezi olan bir kavramdan “gönül”den bahsediyorum.
 
   Özümüzü, ruhumuzu, niyetimizi, sırrımızı, kalbimizi açarız gönlümüze. Kimselerle paylaşamadığımız çok özel şeylerimizi dökeriz kendisine, hoş dökmesek de o bilir zaten; çünkü bizi bizden iyi tanıyan yegâne varlıktır kendileri.
 
   Gönül Allah’ın evidir. Hiçbir yere sığamaz da müminlerin kalbine sığar Yaradan.
 
   İnsanın gerçeği değil midir gönül? Kimseler bilmese de o nihan, o pinhan olsa da nice acılar, nice dertler, nice gizler, nice umutlar ve nice daha pek çok mazmunu barındırır sarayında.
 
   Gönül aşkla mevcudiyet bulur. Eğer bir gönül âşıksa mum misali erir sevdiği için lakin aşkla uzaktan yakından ilgisi yoksa taş gibi katılaşır. Âşık yürek sevdiğinin yüreğinde eriyip yok olmak arzusundadır hiç şüphesiz ki.
 
   Cümle duygunun yanı sıra belki de en çok aşk yaralamıştır gönlü, en çok aşk hercümerç ederek yataklara düşürmüş, hasta etmiştir o narin yapıyı karasevda kisvesine bürünerek.  Aşk hicranla değer kazanır muhtemelen, hasretle sarıldıkça gönül vuslatı çağırır durur, kavuşmayı umut eder, kavuşamamaktansa korkar. Hayat korku ile ümit arasına sıkışmış bir kısır döngüden başka nedir ki? Bu durumda gönül kimi zaman hasta, kimi vakit yaralı, bazen sükûtu seçen, kâh kibirlere bürünen, kâh böbürlenen, bazı anlarda dile gelen olabilir. An olur neşelenir, an olur mutlanır, an olur gözleri ışıldar. Anbean değişir hallerin içinde gizli olan haller kısaca.
 
   Herkesin gönlünde farklı duygu yoğunluğu vardır ki bu nevi şahsına münhasır bir durumdur elbette. Benzemez kimseninki bir diğerinin gönlüne. Hepimiz gönlümüz kadar yer kaplarız aslında bu dünyada.
 
   Gönülden dökülenlerdir dilin söyledikleri, kulağın duydukları. An olur duygulara tercüman olur gönül, yol gösterir hissiyatınıza. Ara sıra temizlemek, arındırmak gerekir belki de olumsuz duygulardan gönlü, kesretleri süpürüp atmak, mâsivâdan çekip kurtarmak; sonra da bengi sularla yunmak, yunmak, yunmak, nefsi temizlemek, karanlıktan çekip çıkarmak ve Allah’ın nuru ile aydınlanmasını beklemek gerekir.
 
   Aşk rahmet bulutlarından gönle yağan, benliği ıslatan ebrulî damlaların ta kendisidir. Gönül acılar deryasında yüzse de aşkın açtığı derin yaraların verdiği sızıdan asla şikâyet etmez, bıkmaz; bilakis o acılar, o sızılar onun yokluktan varlığa ulaşmasında ince, uzun, çakıllı dikenli bir yol gibi görünse de mutlak mutluluğa varmasını sağlayacak olandır.
 
   Yunus Emre’nin de Mevlana’nın da çokça üstünde durduğu insanın varlığının hakikatini, özünü ifade eden gönül (yürek, kalp)  kavramı Farsça da dil, derûn, Arapça da kalp, hatır anlamına gelir. Gönül, ruhla da ilgilidir, ruhanidir.
 
   Gönül kelimesiyle oluşturulan birçok tamlama, deyim ve atasözü bulunmaktadır; gönül almak, gönül belası, gönül avcısı, gönül  birliği, gönül darlığı, gönül eğlendirmek, gönül gezdirmek, gönül hoşluğu, gönül rızasıyla, gönül kırmak, gönül yıkmak, gönül kimi severse güzel odur, gönül maskarası, gönül okşamak, gönül tokluğu, gönül vermek, gönül bağlamak, gönlü akmak, gani gönüllü, gönlü çelmek, gönlünü etmek, gönüldeş, gönlü olmak, vb.
 
   Yukarıda da söylemiştim; demiştim ki gönül edebiyatımızın vazgeçilmez mazmunlarından biridir. Gerek Divan Edebiyatında, gerek Halk Edebiyatında, gerekse günümüzde gönül kavramının edebi eserlerde çokça kullanıldığı görülmektedir.
 
   Fuzuli “Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil./ Çektiğim alamı bir ben birde Allah’ım bilir.”
 
   Yunus Emre "Bir kez gönül yıktınısa / Bu kıldığın namaz değil / Yetmiş iki millet dahi / Elin yüzün yumaz değil. / Bir gönülü yaptınısa /  Er eteğin tuttunusa / Bir kez hayır ettinise / Binde bir ise az değil."
 
   Mehmet Nuri Parmaksız “Gönül narin kaledir, yıkmaya gör sen onu / Bitti sanırsın ama nedametin yok sonu”
 
   Ben de “Ey özüm beni dinle sakın ha gönül kırma / Mülkün sahibi bizi doğru yoldan ayırma” ve “Gönülde yoksa sevgi işte asıl engel bu / İncitirsen bir kulu vicdanına çengel bu”
 
diyerek anlatmaya çalışmışız gönlün naifliğini.
 
   Satırlarımı gönül üzerine kaleme aldığım birkaç sözümle sonlandırayım…
 
   *Gönlümüz dert güftelerimizi besteleyen kıymetli bir enstrümandır.
 
   *Gözden uzak olan gönülden de ırak mı olur, yoksa mesafeler daha da mı perçinler sevgileri?
 
   * Aşk rahmet bulutlarından gönle yağan, benliği ıslatan ebrulî damlaların ta kendisidir.
 
   *Gönül bir aynadan ibarettir seni, sana gösteren.
 
   *Rica cümleleriyle gönül almak varken neden can yakılır emir kipi kullanılarak...
 
   * Hicran dilde bıçak kesiği, gönülde tarifi imkânsız bir hasrettir. 
 
   * Dualar değil midir her derde deva, susuz kalmış gönüllere şifa.
 
   * Ve an olur kırıklarla dolu kırgın gönül tek kelime bile etmeden susuverir; işte budur hayatın özeti.
…………………………
 
Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
102 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
DERGİ ARŞİVİ
İSMET BORA BİNATLI
Saat