• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
BİRHARF.BİZ
Üyelik Girişi
YARIŞMALAR
İLESAM
GÜFTELER-BESTELER
SEVİNÇ ATAN
GEZGİN
VİDEOLAR
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam22
Toplam Ziyaret31888
BİR ÜSKÜDAR MASALI HAKKINDA / HALİT YILDIRIM



BİR ÜSKÜDAR MASALI HAKKINDA / HALİT YILDIRIM

25.04.2012

      İlk baskısı 2004 yılında yapılan BİR ÜSKÜDAR MASALI'nın Şu anda elimde olan, 2. baskısı 2011 tarihli. 88 sahife.

      Kitap tek bir hikâyeden oluşmakta. Takdim yazısında Hayrettin İvgin’in de belirttiği gibi bizim edebiyatımızda daha çok“uzun hikâye”, Batı ve Rus edebiyatında “Povest” olarak adlandırılan bir kitap. İvgin’den başka, Sibel Unur Özdemir de bir takdim yazısı yazmış.

      “Yazardan” başlıklı notta hikâyenin başkahramanı olan Hakan Bey’in yazara, hikâyenin diğer kahramanı olan, ilkokuldan sınıf arkadaşı Neriman’a duyduğu aşkı 60 yıl sonra gözyaşlarıyla anlattığı yazmakta… Bu yazıdan hikâyenin büyük bölümünün gerçek hayattan alındığı, diğer kısımlarının da yazarın Üsküdar hatıralarından oluştuğu anlaşılmakta.

      Kars’ta yaşarken, tayinleri nedeniyle İstanbul’a taşınan ailenin oğlu Hakan’ın, önce Kars’tan ayrılmakta zorlanması, daha sonra İstanbul Üsküdar’a alışmaya çalışması, yeni okulu, arkadaşları ve aynı sınıfta okudukları Neriman’a olan aşkı hikâyenin konusu.

      Kitabı okurken ister istemez siz de çocukluğunuza dönüyorsunuz. Hatıralarınız canlanıyor gözlerinizin önünde... Örneğin hikâyedeki Hakan gibi ilkokul dördüncü sınıfa geçtiğim yıl babamın tayini nedeniyle Ankara’dan Çorum’a taşınmıştık ve bu duyguları ben de yaşamıştım. O yıl bir kez de Çorum içersinde taşındık ve dolayısı ile iki okul birden değiştirmiş oldum. Kitabı okurken Ankara’da bıraktığım ve Çorum’da yeni tanıştığım arkadaşlarımı hatırladım. Tıpkı hikâyedeki Hakan’ın yaşadığı yalnızlıkları, yabancılıkları ve daha sonradan da kurulan samimi dostlukları yeniden yaşar gibi oldum.

      Hikâyenin akıcı dili, doğallığı hemen sizi içine alıveriyor. Bir anda kendinizi İstanbul’da buluyorsunuz. Haydarpaşa Garında trenden iniyorsunuz, Üsküdar sırtlarına tırmanıyorsunuz, eski ahşap tarihi evlerin cumbalarından boğazı ve Kızkulesi’ni seyrediyorsunuz.

      İstanbul’a ilk defa 1994 yılında askerlik vazifemi ifa için gitmiştim. Bu büyülü şehri o zaman tanımıştım. Ve o zaman anlamıştım İstanbul sevdasının neden bu kadar yakıcı olduğunu… Birçok şiire, şarkıya, hikâyeye mekân olan, ilham olan İstanbul, beni de cezbetmişti. Daha sonra yaptığım ziyaretlerde farklı semtlerini tanıma fırsatım olmuştu. Üsküdar semti de bunlardan birsiydi. Aziz Mahmud Hüdai Hazretlerinin türbesini ve camisini ziyaret etmiştik. Kitapta geçen Kuşoğlu Yokuşu’na gidip gitmediğimi bilmiyorum ama kitabı okurken Hakan ve Neriman ikilisi ile beraber tırmandım ister istemez yokuşu ve merdivenleri… Kızkulesini seyrettim efsanesindeki prensesi düşünerek…

      Kars’tan İstanbul’a yapılan tren yolculuğunun Haydarpaşa Garında son buluşu, ilk kez Kadıköy’den vapura binen ve Eminönü’nde balık ekmek yiyen, Yeni Cami’de kuşlara yem atan Hakan’ın hatıraları bana, öğrenciliğimde Erzurum’dan Ankara’ya yaptığım tren yolculuklarımı, askerde ilk kez Kadıköy’den vapura bindiğim ve Eminönü’nde inzibatlardan izin alıp balık ekmek yediğim, Yeni Cami’de kuşlara yem attığım günlerimi hatırlattı.

      Yoğun işlerim ve yazmam gereken yazılarım arasında elime aldığım BİR ÜSKÜDAR MASALI'nı ikinci günde bitirdim. Bu gizemli hayal dünyası kitabın sonunda bir hüzün denizine dönüşüvermişti. Neriman’ın düşerek ayağını incitmesi nedeniyle okula gelemediği günler, daha sonra aniden başka bir semte taşınması ve nereye gittiğinin bile bilinmemesinin Hakan’ın yüreğinde oluşturduğu fırtınalar ister istemez sizi de etkiliyor.

Hele hele yıllar sonra askerlik dönüşü çocukluk hatıralarını tazelemek adına Kuşoğlu yokuşuna çıkması, eski evlerinin yerine dikilen apartmanı görmesi ayrı bir hüzün katmış olaya…

      Herkesin hayatında bir İstanbul vardır. Yine herkesin yüreğinin derinliklerinde kalan bir Hakan’ı ya da bir Neriman’ı olmuştur. İşte bu kitap solan hatıraları tazeleten cinsten bir kitap ve masalların gizemli dünyası gibi sizi içine çeken bir hikâyeye sahip... Daha önce de belirttiğim gibi akıcı, sade bir dili, güçlü tasvirleri, güçlü anlatımı ve doğallığı ile insanı cezbeden bir hikâye...

      Ben bu kitabı mübalağasız çok sevdim. Yapı olarak hüzünbaz birisi olan beni etkiledi. Bu yüzden Nur Ersen Hanımı tebrik ediyorum. Hele kitabın sonuna koyduğu İstanbul Yolcuları isimli şiir de hikâyenin tam özeti gibi… Eğer bu şiir en başa konsaydı, hiç tereddütsüz kitaba, bu şiirin hikâyesi diyebilirdim.

      İSTANBUL YOLCULARI

Bir gemi yanaşır Üsküdar’a Nazlı nazlı…
Selam verir güverteden Sevdalılar Marmara’ya.
Karışır yürek atışları
Bembeyaz martıların sesine
Bir gemi yanaşır Üsküdar’a Tıklım tıklım
Umut taşır Emek taşır,
Sevgi taşır Avrupa’dan Asya’ya…

      

HALİT YILDIRIM
25.04.2012

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
52 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
DERGİ ARŞİVİ
İSMET BORA BİNATLI
SİBEL UNUR ÖZDEMİR
ERGÜN VEREN
Saat