• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
BİRHARF.BİZ
Üyelik Girişi
YARIŞMALAR
İLESAM
GÜFTELER-BESTELER
SEVİNÇ ATAN
GEZGİN
VİDEOLAR
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam16
Toplam Ziyaret36167
KADRİ ŞARMAN / SEN VEFASIZ BİR PERİ

 

 

 

KADRİ ŞARMAN / SEN VEFASIZ BİR PERİ
(ARŞİVLERDEN 2011)
 

 

 
Sevgili dostlar;
 
Bugün Türk Sanat Müziğinin tanınmış bir ustası, bestekar, yorumcu ve birçok sanatkarımızın hocası Kadri Şarman ile musikiye ve sanata dair küçük bir söyleşi yapacak, onun duygu dünyasının kapılarını aralamaya çalışacağız.
 


-Merhabalar sayın hocam. Güzel bir Ankara gününde musikinin tatlı esintileri ile sayfalarımıza hoş geldiniz.
 
-Merhaba Sevinç hanım. Nazik davetinize çok teşekkür ediyor, hoş bulduk diyorum.
 
-Kısa bir özgeçmişinizle birlikte sanat hayatınıza şöylece bir değinebilir miyiz?
 
-Efendim, 1943 Sivas Yıldızeli doğumluyum. İlk ve Ortaöğretimimi babamın görev yaptığı Sivas’ın Şarkışla ilçesinde tamamladım. 1958’de babamın Milli Eğitim Bakanlığı Tayin Terfi Şubesine atanması üzerine Ankara’ya geldik. Ankara Atatürk Lisesi’ni bitirdim. 1969 yılında Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nden mezun oldum.
1966YılındaTürkiye Radyoları için açılan 8 bin kişinin katıldığı büyük sınavda başarılı olarak radyoya girdim. 3 Yıllık bir musiki eğitimi sonunda 1969da ses sanatçısı olarak kadroya geçtim. 1969 yılında ilk kez TRT mikrofonları başında sanat icra etmeye başladık. Bu görev 1971 yılına kadar devam etti ve ben askere gittim. 1972 Sonunda askerden döndüm. O zamanlar askerden dönüşte TRT’ye çok ciddi bir sınavdan geçirerek geri alıyorlardı. Tekrar sınava girdim, başardım ve görevime devam etmeye başladım.
1974 Yılında Erol SAYAN Ankara Radyosu’nda repertuar şefi ve tambur sanatçısı olarak görev yapıyordu. İstanbul’a tayini çıkınca bana geldi ve “ Kadri bir koro çalıştırmak ister misin?” diye sordu. O yıllarda bu alanda biraz yeni olduğumdan böyle bir sorumluluğu alıp alamayacağıma dair ciddi bir tereddüt yaşadım. Epeyce düşündüm. Ancak ertesi gün “Tamam Erol hocam, ben bu görevi kabul ediyor, sorumluluğu üzerime alıyorum, siz gönül rahatlığı ile gidin, gözünüz arkada kalmasın.” diyerek cevabımı bildirdim. Böylece “Ankara Türk Müziği Derneği”nde repertuar hocası olarak göreve başlamış oldum. İşte başlayış o başlayış. O dönemdi Ankara’da sadece birkaç koro vardı. Daha sonra, özellikle 2000 yılından sonra Ankara’da TSM koro sayısı hızla artmıştır. Bildiğim kadarıyla şu anda 200 ün üzerinde koro var.
 
-Hocam, ben kendi adıma TSM korolarının musikimizin yaşaması ve yaşatılması konusunda son derece gerekli olduğunu düşünüyorum. Gittiğimiz koro konserlerinde halk huşû içinde müzik dinliyor, konser sonunda amatör sanatçıları ayakta alkışlayarak beğeni ve takdirlerini dile getiriyor. Bu yüzden siz değerli hocalarımıza çok görev düştüğünün farkındayız. Sizler de bu yönde emeklerinizi esirgemeyerek var gücünüzle çalışıyorsunuz.

 


-Korolar konusunda çok haklısınız. Size tamamen katılıyorum. Ben TRT Ankara Radyosu’ndaki görevime devam ederken 2000 li yıllarda birkaç koro daha çalıştırmaya başladım. Bunlardan bir tanesi üniversite korosuydu “Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Korosu”. Bir de “Çankaya Üniversitesi Korosu”. TRT’deki mesaimiz çok yoğun olduğu için daha fazla koro çalıştırmaya zamanımız müsait değildi. 2007 Yılında emekli olduktan sonra çalıştırdığım koro sayısı da arttı. Şu anda yedi koro çalıştırıyorum. Haftanın her günü bu şekilde çalışmaya devam ediyoruz. Şunu da eklemeliyim ki TRT’deki o yoğun çalışma yıllarımdan daha da yoğun bir mesaiyi emekli olduktan sonra harcamaya devam ediyorum.
 
-Ne kadar güzel. Daha nice yıllar sanata ve musikimize bu şekilde emek vermeye devam etmenizi diliyorum.
 
-Her şeyin başı tabi ki sağlık. Sağlığımız elverdiği sürece elimizden geleni yapmaya çalışacağız.
 
-Sayın hocam 1993-1998 yılları arasında Ankara Radyosu Türk Sanat Müziği Müdürü olarak görev yaptığınızı, yurtiçinde ve yurtdışında birçok konserler verdiğinizi, beste çalışmaları yaptığınızı, TRT Repertuarında yer alan ve çok sevilen eserlerinizin olduğunu da burada belirtmek isterim. Ayrıca halkımızın çok sevdiği, değerli ses sanatçılarımızın radyolarda ve televizyonlarda sık sık seslendirdiği, albümlerine aldığı, ödüller kazanan, dillerden düşmeyen eserleriniz var.  Ben bu eserlerden birinin,“Sen Vefasız Bir Peri, Sen Zalimin Birisin” adlı o güzel bestenizin doğuş öyküsünü sormak istiyorum.
 
-Sevinç hanım, sizin de hazır bulunduğunuz son koro konserimizde tanınmış güftekarlarımızdan Prof.Dr Muharrem Gerçeker bu şarkının doğuşuna nasıl tanık olduğunu esprili bir şekilde anlatmıştı, sahnede.
 
-Evet gerçekten hocamız gayet hoş bir üslupla şarkının öyküsünü konserdeki izleyicilere aktardı. Ancak ben okurlarımıza bir kez de sizin anlatmanızı rica edeceğim.

 


-Bu şarkının sözleri çok ünlü bir güftekarımıza, Mehmet Erbulan’a aittir. Kendisini rahmetle anıyoruz. ”Sen Vefasız Bir Peri, Sen Zalimin Birisin” benim ilerki yıllarda gerçekten çok sevilen ve ödül alan, Beyâti makamında, dikkate değer ilk bestemdir, diyebilirim.
1975 Yılında bazı şikayetlerim dolayısıyla bir orta kulak operasyonu geçirmem gerekmişti. O zamanlar Ankara Tıp Fakültesi Hastanesi’nde KBB bölüm şefi rahmetli Prof.Dr.Nimetullah Esmer, asistanı ise sizlerin de yakından  tanıdığınız, günümüzün ünlü şair-güftekarlarından Prof. Dr.Muharrem Gerçeker’di. Muharrem bey o yıllarda henüz çok genç bir asistandı. Ben ameliyattan bir gün önce eşimle birlikte hastaneye geldim. Ertesi gün Nimet hoca ve asistanları tarafından ameliyat edilmek üzere odama yerleştim. Eşim bana gerekli olan eşyaları ve bazı yiyecek maddelerini getirmek için yanımdan ayrılarak eve gitti. Saat yaklaşık 18.30-19 civarında. Ben eşimin dönmesini epeyce bir zaman bekledim. Tabi ameliyat öncesi stresinin üzerimde etkisi var, karnım da acıkmış. Açıkçası biraz gerginim. Elimde Mehmet Erbulan’ın şiiri,  kendi kendime bir şeyler mırıldanıyor, şiir üzerinde dolaşıp duruyorum.
 ”Sen Vefasız Bir Peri / Sen Zalimin Birisin,
Sen bu aşka sevgiye hiç de layık değilsin.
 O anki duygularımla şiir öylesine örtüşüyor ki. Ben eşimin gecikmesini o andaki psikolojimle vefasızlık gibi algılıyorum. Kendimi ihmal edilmiş gibi hissediyorum. Her ne kadar dilim varmıyorsa da, şiir “Sen vefasız bir peri /Sen zalimin birisin/ Sen bu aşka sevgiye/ Hiç de layık değilsin”diyor. İşte böyle bir ortamda, orada bu beste şekillendi. O gece Muharrem Gerçeker nöbette. Bir ara yanıma gelip “Ne yapıyorsun Kadri’cim” diye sordu. “Ne yapayım, hanım gitti gelmedi, karnım acıktı, canım sıkıldı, bu şiiri bestelemeye çalışıyorum, hele bir tamamlansın, ya ameliyat öncesi, ya da ameliyat sonrası sana okurum” diye cevap verdim.
İşte halkımız tarafından çok sevilen bu şarkının öyküsü budur.
 
-Hocam, emeğinize, yüreğinize sağlık. Gerçekten bu güzel eserin çok ilginç bir öyküsü varmış. Bir sonraki görüşmemizde diğer şarkılarınızın da öykülerini paylaşabilmeyi diliyor, bu güzel söyleşi için gönül dolusu teşekkür ediyorum…


SÖYLEŞİ: SEVİNÇ ATAN
YAYINA HAZIRLAYAN: NUR ERSEN
(ARŞİVLERDEN 2011)
 

15-07-2018
 
Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
66 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
DERGİ ARŞİVİ
İSMET BORA BİNATLI
SİBEL UNUR ÖZDEMİR
ERGÜN VEREN
Saat