• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
BİRHARF.BİZ
Üyelik Girişi
YARIŞMALAR
İLESAM
GÜFTELER-BESTELER
SEVİNÇ ATAN
GEZGİN
VİDEOLAR
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam22
Toplam Ziyaret28586
ÇANAKKALE GEÇİLMEZ / NUR ERSEN
ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

   
  
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
 

      Yazıma büyük şair Mehmet Akif Ersoy’un “ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE” adlı şiirinden dizelerle başlamak istedim... 

      Çanakkale savaşları sadece bizim tarihimiz için değil dünya tarihi için de çok önemli bir savaştır. Tarih boyunca, Avrupa devletlerinin en büyük arzuları Çanakkale boğazından geçip İstanbul’u ele geçirmek olmuştu. 1. Dünya Savaşı çıktığında İngilizler ve Fransızlar bunu fırsat bilerek 3 Kasım 1914’te Bozcaada’dan boğaza yanaşarak tabyalarımızı  havan topuna tuttular ve cephaneliklerimizi havaya uçurup on binlerce erimizi ve subayımızı şehit ettiler. Buna rağmen boğazda ilerleyemediler ve geri çekilip daha büyük filolarla saldırıya geçtiler. Türk tabyalarının sürekli açtığı amansız ateş sonucu filolar bozguna uğradı.
      Fransız ve İngiliz gemileri bu defa denizaltılarını boğaza sokarak ilerlemeyi sürdürmek istediler fakat Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Albay Cevat Çobanlı, 17/18 Mart gecesi boğaza mayın döşenmesi emrini verdi. Binbaşı Nazmi Bey, Nusret mayın gemisi ile boğaza mayın döşedi.
      18 Mart 1915 gününün sabahı, İngiliz ve Fransız savaş gemilerinden oluşan, o dönemin en büyük deniz gücü, üç filo olarak Çanakkale Boğazı'na girdi.

      Kahraman askerlerimiz boğazı öylesine koruma altına almıştı ki düşmanın güçlü ve donanımlı gemilerinin ilerlemesine izin vermeyerek canları pahasına, uzun süren bir mücadeleden sonra denizden onları yine bozguna uğrattılar. Mayınların patlamasıyla çok fazla kayıplar veren düşman güçleri boğazı geçemeyeceklerini anlayınca bu defa karadan savaşmaya başladılar ama Mustafa Kemal Atatürk’ün birlikleri kahraman Türk askerleri ve değerli komutanlar karada kahramanca savaşarak düşman birliklerini bozguna uğratarak Çanakkale’nin geçilmez olduğunu bir kez daha ispatladılar.
      Çanakkale savaşlarında 250.000 askerimiz can verdi. Kahraman askerlerimiz daha çocuk denecek yaşta olmalarına rağmen yaşlarının da üzerinde bir güç göstererek bu gün bizim rahat yaşamamız için canlarını ortaya koydular.
      Bu vatan bize şehitlerimizden emanettir. Bu vatan kolay kazanılmadı. Bu günlere kolay gelinmedi. Anneler babalar! Bizler, körpecik canlarını seve seve toprağa veren bir ulusun çocuklarıyız. Evlatlarımıza şanlı tarihimizi öğretelim. Onlar, vatan için nice canların gittiğini gerçek örnekleri ile hatırlatalım. Bu toprakları toprak yapan şehitlerimizin al kanlarıdır.

       Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker! Sizlere çok şey borçluyuz.
Çanakkale şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.


           ÇANAKKALE:

          “Çanakkale içinde aynalı çarşı 
          Ana ben gidiyom düşmana karşı”

diye üzerine türküler yakıldığı, daha bıyıkları terlememiş delikanlıların, vatanına canlarını seve seve feda etmek için koşarak gittikleri büyük bir direnişin örneğidir. 

        Çanakkale sadece bizim için değil tüm dünya için çok önemli bir savaştır ve adını tarihe altın harflerle yazdırmıştır. Annelerin, ellerini kınalayarak düğüne gönderir gibi cepheye gönderdiği kahraman askerimiz, kanının son damlasına kadar vatan için çarpışmış, kopan kollarına, bacaklarına aldırmamış, her şeye rağmen cephesini terk etmemiş, Mithat Cevdet Kuntay’ın  “ONBEŞ YILI KARŞILARKEN” şiirinin;

          “Bayrakları bayrak yapan üzerindeki kandır
           Toprak, eğer uğruna ölen varsa vatandır.”

dizelerinin ne kadar önemli olduğunu tüm dünyaya ispatlamıştır. On beşli gençler vatan için savaşmaya gittiğinde, zaferi, düşmanın teknolojik gücüne karşı, yüreklerindeki iman, inanç ve azimle kazanmıştır.

      İstanbul’a bir resmi ziyaret için gelen İngiltere başbakanı Winston Churchill Atatürk’e:

      “Çanakkale savaşında her türlü teknik teknolojik, cephane ve sayı bakımından bizden azdınız. Peki, savaşı nasıl kazandınız?” diye sorar. Atatürk yaverinin silahını alır. İçindeki mermileri boşaltır ve dışarıdaki nöbetçi askeri çağırır: “Al kendini vur!” der. Asker hiç düşünmeden silahı şakağına dayar ve tetiği çeker. Churchill askerin bu fedakârlığı karşısında hayretler içinde kalır. Atatürk ona dönerek: “İşte böyle kazandık,” der.

      “Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
      Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer”

      Bu eşsiz vatanı düşmana teslim etmemek için topraklarımızı kanları ile sulayan şanlı askerlerimiz, sizlere ne kadar minnet duysak azdır. 

    Bu eşsiz zafer her yıl bütün yurtta ve yavru vatan Kuzey Kıbrıs'ta Türk Cumhuriyeti’nde törenlerle kutlanacak. Töreni hazırlayanların da törene katılan büyük halk kitlesinin de içlerine coşku, hüzün ve gurur dolacak. Bu gün, “bu bizim vatanımızdır” diyerek rahatça dolaştığımız topraklarımızın bizlerden alınmasına ve yabancı ülkelerin eline geçmesine engel olmak için canlarını ortaya koyan kahraman askerlerimiz saygı ve minnetle anılacak.

      Onlar bu savaşta öyle bir mücadele örneği gösterdiler ki aradan yaklaşık bir asır geçmesine rağmen tüm dünyada yankıları halen devam etmektedir.

      Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği gibi; “Söz konusu vatan olduğunda, gerisinin teferruata büründüğü bir destandır Çanakkale…

        Kurşunların havada çarpıştığı, santimetrekareye bir kurşun düşen toprakların kanla sulandığı, etrafın sadece et ve kan koktuğu bu büyük savaş sırasında Mülazım Ali Osman’ın annesine yazdığı mektuptan da Çanakkale Savaşının nasıl bir fedakârlık örneği olduğunu anlamaktayız.

      “Valideciğim, ah valideciğim! Sanki bir kıyamet tablosu. Delik deşik kaputların üzerine düşüp kalmış gencecik insan vücutları, noksan uzuvlu ama henüz bunun farkına varamamış şaşkın gençler. Meydanda tek renk var: Kırmızı! Hayatta kalanlar kaybettikleri uzuvlarına bakıp ölümden kurtulduklarına üzülüyorlar. Sağlam kalanlar şaşkın, bitkin. Kabzalarından kan damlayan süngüler ellerinde, sersemlemiş olarak uykuda gezer bir hareket halindeler.

      Kanlı tüfek taşıyan onbaşılar, parçalanmış portatif çadırlar, siperlerde neferin yatak olarak kullandığı ve şimdi kana bulanmış koyun postları ve yerlere saçılmış bazı mektup sahifeleri… Mümkünü yok bu sırtın adı kanlı sırt olmuş artık… Sizi ebediyen seven oğlunuz…


      Mülazım Ali Osman
 
***

      Böylesi bir fedakârlığın kanıtı olan Çanakkale’yi gidip görmek, çocuklarımıza burada yaşanan savaşın gerçek yüzünü göstermek her ebeveynin boynunun borcudur. Çocuklarımızı, kahramanlık destanı yazan bu topraklara, orada yatan şehitlerin neler yaşadığını unutturmamak için hiç olmazsa birkaç yılda bir götürüp gezdirmemiz gerekir.

      Ertuğrul Efekan’ın ŞEHİTKALE- DESTANKALE –SONKALE kitabından beni çok etkileyen, Çanakkale’nin önemi ile ilgili cümleleri sizlerle paylaşmak istiyorum.


      ÇANAKKALE “bir hilal uğruna” okullarını bırakarak gönüllü cepheye koşup da dönemedikleri için birçok okulun o dönem mezun veremediği münevver bir savaştır. Bundan dolayı Mustafa Kemal Paşa'nın “Çanakkale’de bir darulfünun (üniversite) gömdük “ sözü anlamlıdır.

      ÇANAKKALE çarpışma yoğunluğundan dolayı, uzmanların 160 milyonda bir olma ihtimali var dedikleri, kurşunların havada çarpıştığı bir ölüm kalım savaşıdır.

      ÇANAKKALE Ciddeli Mehmet Çavuş, Yozgatlı Kınalı Hasan , Libyalı Üsteğmen Mevsuf, Ezineli Yahya Çavuş, Havranlı Seyit Onbaşı gibi mukaddesleri içinde şehadetle şereflenen binlerce vatan evladını toprağında barındıran şehitkale, destankale ve son kaledir.

      ÇANAKKALE kendilerini yenilmez sanan mağrur batılı sömürgecilerin yüzüne patlayan bir Osmanlı tokadıdır.

      ÇANAKKALE ölüme gülerek gidenlerin, ölmemek üzere savaşanları yüzgeri ettikleri muhteşem bir direnişin destanıdır.

      Yazımın sonunda Mithat Cevdet Kuntay’ın o çok önemli dizelerini tekrarlamak istiyorum:

      “Bayrakları bayrak yapan üzerindeki kandır
      Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır.”

      Selam sana, rahmet sana, minnet sana aziz Mehmetçik…

NUR ERSEN
Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv      81 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
DERGİ ARŞİVİ
İSMET BORA BİNATLI
SİBEL UNUR ÖZDEMİR
ERGÜN VEREN
Saat