• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
BİRHARF.BİZ
Üyelik Girişi
YARIŞMALAR
İLESAM
GÜFTELER-BESTELER
SEVİNÇ ATAN
GEZGİN
VİDEOLAR
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam114
Toplam Ziyaret35043
BAZEN SİBEL / UNUR ÖZDEMİR

BAZEN

Bazen güneş doğar günümüze, aydınlatır, ısıtır içimizi, gülümsetir yüzümüzü. Bir kelebek konar ara sıra yanağımıza, boynumuza belki de dudaklarımıza. Ayaklarımız yerden kesilir kimi gün, yürürüz bulutların ya da serin suların üzerinde çıplak ayakla. Pır pır uçuşur konfetiler, takılır saçlarımıza. Sayamadığınız kadar çok kuş kanat çırpar mavi göklere gönül bahçenizden. En güzel şarkıları seslendirirler sizin için. Dans edersiniz yeryüzünde. Mutluluk taç olur başınıza.

An olur sağanak yağışlıdır gökkubbe. Karanlıktır olabildiğince. Gözyaşlarınıza karışır göğün akıttığı damlalar. Bir karabatak havalanır hırçın denizden, gelir konar en hassas noktanıza. Çamura bular ne varsa geçmişten geleceğe. Oysa şimdiki zamandır yaşanan. Karamsarlık zehirli bir yılan gibi çöker yüreğinize. Hiç olmadık bir zamanda, gereksiz yere takılırsınız ayrıntılara; düşünceler arasında yok olma pahasına da olsa. Çaresiz hissedersiniz, köşeye sıkıştırılmış. Gelmez elinizden hiçbir şey.

Bazen telefonun çalmasını beklersiniz, çalmaz bir türlü. Solar benziniz. Düşer yüzünüz. Katran karasına bürünür kanınızın rengi. Damarlarınız yanar ateş gibi.

Kimi vakit kapının zili çalar. Bir buket çiçek getirir küçük bir çocuk. Sevinçten deliye döner, yüklü bir bahşiş verirsiniz ona. Tepelerde, bayırlarda koşarsınız heyecanla çiçeğin üzerine iliştirilmiş notu okurken. Düm tek, düm tek atar kalbiniz. Sevgi esir alır tüm benliğinizi.

Rüzgâr eser ansızın dağıtır sararmış yaprakları. Dağılır gider hazan mevsimi. Pembe bir yalan söyleyiverirsiniz durumu idare etmek adına. “Seviyor… Sevmiyor… Seviyor… Sevmiyor…” diye sorarsınız papatyaya. Uzanır gece yarısı balkondaki şezlonga yıldızlardan fal tutarsınız. Kim bilir?

Derken kar yağar yavaş yavaş, masum masum. Yeniden bürünür gönül bahçeniz tanıdık o beyaz renge. Durulur yüreğinizi yalayan azgın dalgalar. Dimağınızı bulandıran sis perdesi çekilmeye başlar adım adım. Bir kardelen gösterir kendini beyaz tepecikler arasında. Yenilenirsiniz. Yeşerirsiniz. Güler yüzünüz. Terk eder kederi gözleriniz, ışıldar. Nefes almanın doyumsuz tadı sarar iliklerinize kadar her yanınızı. Dudağınıza yerleşir kuşların şarkıları. Coşar şelâleler gibi, çağıldar yüreğiniz.

Bir yaygı serersiniz kimi gün yemyeşil çimenlerin üzerine. Ekoseli bir örtü sonra. Açıverirsiniz hasır sepeti. Enfes yiyecekler başka bir lezzet bırakır damaklarınızda, açılır iştahınız.

Bazen acı, bazen tatlıdır hayat.
Bazen beyaz, bazen siyah.
Ara sıra gri.
Baharatlı kimi gün.
Ebruli ya da frambuazlı.

Hayat hepimiz için ‘bazen’lerden ibaret değil mi zaten?

SİBEL UNUR ÖZDEMİR
09-01-2018


NASIL ve NİÇİN


YAZIK, PEK YAZIK
YENİ BESTELERİ ve O BESTELERE İLHAM VERENLERİ NEDEN DİNLEYEMİYORUZ? 
SEN NEYMİŞSİN BE ELMA

VAKİT ÇOK GEÇ OLMADAN ŞİDDETE SON 
 
HATALARI AFFEDEBİLMEK
 MUTLULUK

 

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
213 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
DERGİ ARŞİVİ
İSMET BORA BİNATLI
SİBEL UNUR ÖZDEMİR
ERGÜN VEREN
Saat