• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
BİRHARF.BİZ
Üyelik Girişi
GÜFTELER-BESTELER
İLESAM
ÇOCUK YAZINI KULÜBÜ
BALA KİTAP TOPLULUĞU
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam32
Toplam Ziyaret16898
LALE ŞAİRİ ABDULLAH SATOĞLU / SEVİNÇ ATAN


LALE ŞAİRİ ABDULLAH SATOĞLU
(ARŞİVLERDEN)



Sevgili dostlar;

Bugün tanınmış gazeteci şair ve yazarlarımızdan Abdullah Satoğlu ile birlikte olacak, onun duygu dünyasını ve eserlerini, daha yakından incelemeye çalışacağız.

Hayatının büyük bir bölümünü sanata adamış bu değerli ustayı sayfalarımızda konuk etmekten büyük bir mutluluk duyuyor ve bu mutluluğu sizlerle paylaşmak istiyorum.

-Merhabalar Sayın Satoğlu. Öncelikle bana ayırmış olduğunuz bu değerli zaman dilimi için çok teşekkür ederim. Okuyucularımızın ve birharf ailesinin gönül dolusu selam, sevgi, saygılarını ileterek söze başlamak istiyorum.

-Merhabalar efendim. Hoş geldiniz. Benden de tüm dostlara ve birharf ailesine sonsuz selamlar, saygılar.

-Hocam, siz Türk basınında ve edebiyat dünyasında çok sevilen, sayılan ünlü bir şair-yazar olarak bizlere ışık tutacak yol göstereceksiniz. Edebiyata ve sanata gönül veren genç arkadaşlarımızın, siz değerli ustaları daha yakından tanımalarında büyük fayda olduğunu düşünüyor ve çalışmalarınızdan burada kısaca söz etmek istiyorum.

- Bu güzel düşünceler ve gösterdiğiniz teveccüh için ben size teşekkür ederim.

-Sayın Satoğlu, kısa bir yaşam öykünüzle başlayabilir miyiz?

 

-Efendim ben 15-Mayıs-1934 de Kayseri'de doğmuşum. Babam Kayseri uleması arasında adı geçen SATOĞLU Mehmet Ali Efendi Hoca'dır.

Benim küçüklüğüm, onun hep sözü sohbeti dini konulara ve edebiyata taallük eden dostlarının sohbetleri arasında geçti.
Babamın o zaman evimizin büyük sofasının iki duvarını kaplayan, hepsi de meşin ciltli ve altın yaldızlı kitapları vardı ki,
"Onların her yaprağı birer altın" demişti, ama ben Farsça ve Arapça bilmediğim için o kitaplardan yararlandığımı söyleyemem, fakat o zaman çok yaygın olan Kerem ile Aslı, Leyla ile Mecnun, Karacaoğlan, Sümmani gibi ucuz halk kitaplarını alır, onları okur ve elime geçen her şiiri ezberlemeye çalışırdım.

Bizim zamanımızda ortaokul sıralarında iken evimizde ayrı bir çalışma odası olmadığı gibi elektrik de yoktu. Biz genellikle Halkevi Kütüphanesine gider orada ders çalışırdık ve bu kütüphaneye yurdun dört bir yanından kitaplar, dergiler gelir, biz sıcağı sıcağına onları okuma imkanı bulurduk. Evet böyle bir atmosfer içerisinde geçti gençliğimiz.

-Şimdi, benim her zaman dikkatimi çeker, şu anda orta yaş ve ötesi diyebileceğim kuşağın okumaya olan aşırı merakı her zaman su yüzüne çıkıyor. O dönemde kısıtlı olanaklara rağmen benim de içinde bulunduğum bir kuşak, sizler, bizler ve bizlerden öncekiler İl Halk Kütüphanelerinden, Milli Kütüphanelerden yararlanarak okumaya başlayan, bulduğu her kitabı okumaya çalışan, okuma alışkanlığını çok küçük yaşlarda edinen bir nesildik. Günümüzde ise pek çok olanağı olan çocuklarımızın okumaya pek fazla düşkün olduklarını söyleyemiyoruz.

Teknolojinin baş döndürücü bir hızla gelişmesi, televizyon ve internet ağının yaygınlaşmasıyla bu fevkalade güzel alışkanlık da ne yazık ki yok oldu diye düşünüyorum. Bilmem yanılıyor muyum?

-Çok haklısınız. Yaşam koşullarının değişmesiyle birlikte hayatımızdaki her şey bir hayli değişime uğradı. Şimdi görüyoruz çocuklar üç yaşında, iki yaşında anaokuluna gitmeye başlıyor. Çocuk çocukluğunu, genç gençliğini doyasıya yaşayamıyor. Küçük yaşlarda hayat mücadelesinin içinde buluyorlar kendilerini.

-Evet, yine de biz buradan okumanın insan hayatında ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlatalım istiyorum.

-Özellikle edebiyata ilgi duyanlar için. Bu alanda başarılı olmak isteyenlere öncelikle bol bol okumalarını önermek gerekiyor sanırım.

-Hocam,siz az önce özgeçmişinizi biraz kısa kestiniz. Ben şimdi kaldığımız yere geri döneceğim. Çok sayıda eserlerinizin olduğunu, aruz vezniyle kusursuz şiirler yazabilen az sayıdaki şairlerimizden biri olduğunuzu söylemediniz. Bizler bütün diğer eserleriniz gibi aruz şiirlerinizi de severek okuyoruz. Ben kendi adıma aruz veznine çok meraklı olduğum için bu konuya büyük ilgi duyuyorum. Hatırlarsınız ilk aruz şiiri denemelerimde bir kaç kez gelip değerli önerilerinizi almıştım. Sağ olun siz de hiç bir zaman geri çevirmeden gereken önemli bilgileri aktarmıştınız.


-Bizim Kayseri'de bir söz vardır "Evde unum yoksa, çarşıda ünüm var" derler.

-Aman efendim. Un da var, ün de var, tevazu da var, ne mutlu size diyor, yine özgeçmişinize geri dönüyorum.

-Ben 1951 senesinde gazeteciliğe başladım Kayseri'de. 1956'dan itibaren on beş yıl süreyle günlük gazete çıkardım.
HAKİMİYET gazetesini. Tam on beş yıl günlük olarak çıkarmayı devam ettirdim. 1970de tesislerimizi Ankara'ya naklettik ve burada AS Matbaası'nı kurdum. Kayseri'de Hakimiyet gazetemizin dışında bir de FİLİZ diye Aylık Edebiyat-Sanat Dergisi çıkarıyordum. Ankara'da otuz üç sayı Filiz'i yeniden devam ettirme imkânını buldum. Tesislerimizle beraber 1972'de dergiyi de kapatmak durumunda kaldık.




1975 Yılında Erdoğan Ünver ve Hüseyin YURDABAK arkadaşlarımızla beraber BAHÇE Dergisi'ni çıkarmaya başladık. BAHÇE'de şiirleri yayınlanan arkadaşlarımızı BAHÇE ŞAİRLERİ ANTOLOJİSİ adlı bir kitapta topladık. Bunların dışında 1965 yılında çıkardığım ilk şiir kitabım BİR DEMET LALE'dir.

-Sizin sanat çevrelerinde "Lale Şairi" adıyla anıldığınızı biliyoruz. Laleler üzerine yazılmış bir birinden güzel şiirleriniz, laleli kitaplarınız olduğunu da genç dostlarımıza hatırlamak isterim. Ben bu kitapların adlarını da sizden rica edeyim.

-Bilindiği gibi
Lale çiçeler arasında bizim için son derece önemli özelliği olan bir çiçektir. Arapçayla yazılmış "Allah" kelimesindeki "Elif", "Lam" ve "He" harfleri lalede bulunduğu için laleye CEVAHİR-İ HURUF yani harflerin cevahiri denilmiştir. Ayrıca lale tersten okunduğu zaman HİLAL çıkmaktadır. -eski yazıyla- Bilindiği gibi hilal de gerek Osmanlı İmparatorluğu'nun gerekse İslamiyetin bir sembolü olarak camilerimizde, çeşme, türbe, çini ve halılarımızda kutsi bir sembol olarak nakşedilmiştir.

-Ayrıca Osmanlı Devleti'nde bir sanat devrine de damgasını vurmuştur, değil mi?

-Evet tarihimizde bir devre adını vermiş olduğu için de lalenin edebiyatımızda farklı bir yeri vardır.

-O zaman biz de size günümüzün Nedim'i diyeceğiz bu durumda, hocam.

-Estağfurullah. Eksik olmasınlar sanat çevresindeki arkadaşlarımız
"LALE ŞAİRİ" diye anıyorlar beni.

-Evet biliyorum. Herkes sizi böyle anıyor. Ben de - günümüzün Nedim'i- diye bir ünvan eklemiş olayım.

-Teşekkür ederim. Büyük bir iltifat bu benim için.

-Yok hayır, bence tam yerine oturmuş oldu.

BİR DEMET LALE

Öyle bir lâle ki dört mevsim solmak bilmeyen
Ve öyle bir lâle ki kokusu eksilmeyen.

Kumral saçları bana aşkın sihrini saçmış,
Bahçe olmuş da göğsü renk renk lâleler açmış.

Göğsündedir baharın özlenen güzelliği,
Sema gözünden almış renk denen özelliği.

Lâleye benzetirim baktıkça gözlerine,
Zevk alırım bir demet lâleden mey yerine.

Saklı ruhumun en gizli yerinde lâleler,
Açsın haşrederek kabrim üzerinde lâleler.

Abdullah SATOĞLU



-Bunların dışında araştırma kitaplarım var. Kayseri ve çevresiyle ilgili yirmiye yakın kitabım var.
Sonuncusu
KAYSERİ ANSİKLOPEDİSİ. Bunu 2002 yılında Kültür Bakanlığı bastı ve Türkiye'de il ansiklopedisi olarak basılmış tek kitaptır. Kayseri için de büyük bir boşluk doldurdu ve geniş ilgi gördü. Bunun gibi gerek Kayseri ve gerekse değişik konularla ilgili başka kitaplarım da var. Bazılarının ise hazırlık çalışmaları devam etmekte.

-Ne kadar güzel. Özetle yirmiyi aşkın kitabınız var diyebiliriz. Bu sayının artarak devam etmesini diliyorum. Siz yine tevazu göstererek Kayseri'de bir caddeye adınızın verildiğini söylemeden geçtiniz. Bunu da ben ekleyeyim.

-Evet bu benim için büyük bir onur oldu. Kayseri Büyük Şehir Belediyesi aldığı bir kararla bizim evimizin bulunduğu Sahabiye Mahallesi'ne
ŞAİR SATOĞLU SOKAĞI ismini verdi. Bunun yanında Kayseri'deki değişik kuruluşların bana layık gördüğü çok değerli ödüller de var. Bunlar benim için çok kıkymetli armağanlardır.
Bunlara ilaveten 1966da rahmetli
Kerim Aydın Erdem ve yine rahmetli kardeşim Erdoğan Ünver ile birlikte Bağdat'taki "Merbid Şiir Akşamları"na katılma imkânı buldum. Azerbaycan'daki "Bakü-Hazar Şiir Akşamları"na katıldım ve bir süre önce de Londra'da düzenlenen "Türklerin Bin Yıl Sergisi" isimli dünyanın en büyük organizasyonlarından biri olan bir sergiye katılma imkânım oldu.

-Evet ben de şimdi buna değinmek istiyordum. Yurtiçinde olduğu kadar yurtdışında da tanınmış bir şair, bir yazar olmak ne güzel. Bu arada sizin "Sürekli Basın Kartı" sahibi olduğunuzu, 1954 yılı İstanbul Gazetecilik Yüksek Okulu mezunu olduğunuzu ve "2006 Yılı Orhan Şaik GÖKYAY Şiir Ödülü"nü kazandığınızı da burada belirtmek isterim.
Ayrıca bestelenmiş şiirleriniz de var. Değerli bestekarlarımızdan Bilge Özgen hocamızın hüzzam makamında bestelemiş olduğu bir şiirinizi de okurlarımızla paylaşalım.

SEN

Sen gülmeyen bahtımı gül gül açtıran bahar
Sen haz veren rûha ilk yaz akşamları kadar.

Sen sönen ümidimi yıldız yıldız parlatan,
Sen ki asi gönlüme hükmeden asil sultan.

Sen lezzeti kalmayan dünyama bir tat verdin.
Sen ki bana sevdâdan nasibi kat kat verdin.

Sen engin semalarda süzülen bir beyaz kuş
Korularda âşiyan gibi kalbime konmuş.

Sen bir hazana dönen sinemde incecik dal
Sen laleler gibi aç, gönlümde ömrümce kal.

Abdullah SATOĞLU




-Sayın hocam, bu güzel söyleşi için çok teşekkür ediyor, sağlık ve mutluluk dolu nice yıllar diliyorum.

-Ben de sizi bu güzel çalışmalarınız için kutluyor ve çok teşekkür ediyorum. Başarılarınızın devamı dileklerimle tüm okurlarınıza ve gönül dostlarımıza selam, sevgi, saygılar...




GÖNLÜMDE AÇAN LALELER

Solsa da ermez zevâle
Gönlümde açan lâleler.
Özenmiş ism-i Celâl'e
Gönlümde açan lâleler.

İsmi "Hande-i mehtap"tır
Sadabad'da "Afitap"tır
Renk renktir "Reng-i hicap"tır
Gönlümde açan laleler.

Ona "Nur-ı cânan" denmiş
Hem "Aşub-ı cihan" denmiş
Harfleri cevahirdenmiş
Gönlümde açan lâleler.

Dillerde hep "Gülbahar" var.
Nerde Fevvare-i bahar"?
Şair Nedim'den yadigâr
Gönlümde açan lâleler.

Renk fışkıran ilimdedir.
Vazo, çini, kilimdedir.
Elif elif dilimdedir
Gönlümde açan lâleler.

Emirgân'da ruha dolmuş
Hangi haşin eller yolmuş
Bilinmez ki neden solmuş
Gönlümde açan lâleler?

Mevsimler sonbahar oldu.
Mekânım lâlezâr oldu,
Gözyaşımdan bizâr oldu
Gönlümde açan lâleler.

"Lâle Devri" masal gibi
Gök burcunda hilâl gibi
Mevlâ'ya arzuhâl gibi,
Gönlümde açan lâleler.

Abdullah SATOĞLU



http://www.birharf.net

RÖPORTAJ: SEVİNÇ ATAN
HAZIRLAYAN: NUR ERSEN

 

Röportaj ve fotoğraflarımız site yönetiminden izinsiz kullanılamaz.




SEVİNÇ ATAN


BESTEKȂR DR. ÜMİT MUTLU İLE SÖYLEŞİ 

YAĞDIR MEVLAM SU-MAHMUT OĞUL

ÜSTAT CEMAL SAFİ İLE SÖYLEŞİ

YALÇIN BENLİCAN İLE SÖYLEŞİ
 RIZA AKDEMİR’LE SÖYLEŞİ 
 ŞİİR, BESTE GÜFTE YARIŞMALARI

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv      65 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
DERGİ ARŞİVİ
İSMET BORA BİNATLI
SİBEL UNUR ÖZDEMİR
ERGÜN VEREN
SONGÜL DÜNDAR
Saat
Anket
SİTEMİZİ NASIL BULUYORSUNUZ