• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
BİRHARF.BİZ
Üyelik Girişi
İLESAM
BALA KİTAP TOPLULUĞU
GÜFTELER-BESTELER
GEZGİN
VİDEOLAR
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam46
Toplam Ziyaret42144
PAMUKKALE / GEZGİN

PAMUKKALE



Dünyanın yedi harikasından biri olan Pamukkale, kesinlikle görülmeğe değer turistik bir yerdir. Ege Bölgesi’nde, Helen döneminden özellikle İskender döneminden kalan oldukça fazla ören yerleri dikkati çeker. İyonya denilen bu bölge on iki siyasi birlikten oluşuyordu. Hierapolis(Pamukkale) de bunlardan biriydi.

Çökelez Dağı’nın güneybatı eteklerinden çıkan, kalsiyum ve karbonhidrattan oluşan şifalı suların birikmesiyle oluşan travertenler bulunmaktadır. Pamuk görünümünde olan bu travertenlerin güzelliği insan hayret ve hayranlıkla izliyor.


Antik çağda Bergama kentinin kurucusu olan Telephos’un karısı olan Hiera’nın adından dolayı buraya Hierapolis denilmiştir. Ayrıca su şehri ve kutsal şehir anlamına da gelmektedir. Daha sonraları Bergama Krallığı, Romalılara miras olarak bırakılmıştır. Bu yüzden Pamukkale’de Roma ve Hıristiyanlık kalıntılara çokça rastlanır.

Bu dönemde Hierapolis bir deprem nedeniyle yıkılmış, yeniden düzene konulmaya başlandığında da Neron tarafından yeniden yıkılmıştır. Zamanla bir köy görünümünü alan bu yer 1354 yılında bir deprem daha görmüş ve halk burayı o dönemde boşaltmıştır.

 






TARİHÇESİ:

TRAVERTENLER:

Dağın eteğinde, daha travertenlere çıkmadan, havanın ve doğanın güzelliği insanı mest ediyor. Her ne kadar eskisi gibi gür olmasa bile yukarılardan akan sular, büyük bir havuz görünümünde, içinde ördeklerin yüzdüğü bir su birikintisi oluşturmuştu. Yeşil alan ve çiçeklerin çok oluşu insanda, oturup izleme isteği uyandırıyor


Travertenlere çıkarken görevliler ayakkabılarla çıkılamasına izin vermiyor. Hepimiz önce bu isteği yadırgadık ama çıkarken haklı olduklarını, hatta ilerledikçe ayakkabıların içine su dolacağını da anladık. Herkes ayakkabılarını ve çoraplarını çıkararak eline aldı. Çıktıkça hayranlığımız daha çok arttı. Yükseklerdeki travertenlerin birer havuz biçiminde ve su ile dolu olduğunu gördük. Hatta bazı ziyaretçiler havanın ve suyun güzelliğinden yararlanmak için mayolarını da getirmişlerdi. Doğanın bize sundukları karşısında hayranlık duymamak mümkün değil. Bir taraftaki beyazlıkta insanlar denize girerken tam karşıda, dağların başında donduran bir beyazlık görünüyordu.








Yukarılara çıktıkça kaynaktaki suyun aktığı ve insanların içinden yürüdüğü bir ark dikkati çekiyor. İlerledikçe bu arktaki suyun daha da sıcak olduğu hissediliyor. Bu suyun şifalı olduğu söyleniyor.






Zirveye varıldığında artık yeşil alanlar ve Hierapolis’sin kalıntıları başlıyor. Travertenlerin bitiminde surların yıkıntıları görülüyor. 

Surların olduğu yerde bir agora(halk pazarı), hemen yanı başında bir kral yolu, kuzeyinde, şehrin dışında mezarlıklar bulunmaktaymış. Buradaki mezarların kimi dairesel, kimi ev şeklindeymiş. Bunun nedeni farklı kültürlerden insanların yaşamış olmasıdır. Burası bir sağlık alanı olduğu için iyileşme amacıyla gelen ama hastalığının ilerlemiş olması nedeniyle yaşamını yitirenler de vardı. Bu yüzden buraya Nekropoli(ölüler şehri) de deniliyordu.

 





Antik Havuz Girişi

 

 

Antik Havuz


Sularının şifalı oluşu nedeniyle günümüzde antik bir havuz yapılmıştır. Girişteki levhada, kalp ve kan basıncı hastalıkları, kronik gastrit, kabızlık, şişmanlık, romatizma, solunum hastalıkları, kronik bronşite iyi geldiği, hatta ortopedi ameliyatı sonrası için iyileştirici olduğu yazıyor.

Termal havuzun hemen yanında tulumbalar yapılmış geçen herkes su çekerek içiyor. O anda içilen suyun yararı olduğu, bir şişeye doldurulan suyun daha sonra özelliğini yitirdiği söyleniyor.


Hierapolis’te tapınak ve lise de bulunmaktaydı. Şimdi lisenin olduğu bina müze olarak kullanılıyor ve arkeolojik birçok eser bulunuyor.

 










Müze Girişi


Tapınak, U şeklinde bir plana sahipmiş. Buna Apollon Tapınağı da deniliyormuş. Bu tapınakta yapılacak işleri danışma ve tanrılara adak adamak için bir kehanet merkezi varmış. Burada plütonyum ve karbon monoksit gazı, sık sık girip çıkan din adamlarında bağışıklık sağlamış. Bunu, durumu bilmeyen halka karşı bir hile olarak kullanmışlar. Girenler ölünce diğer insanlara güçlerini ve isteklerini kabul ettirmişler.

 

Apollon Tapınağı

 








Antik kentten kalan en görkemli yer Antik Tiyatro’dur. Sahnesi, bugüne kadar kalan diğer bütün antik tiyatrolardan daha sağlam ve kullanılır durumda. Burası zaman zaman çeşitli festival ve gösterilere sahne oluyor.

 

Antik Tiyatro

Güzel yurdumuzun her köşesi görülmeye değer niteliktedir. İşte bu güzelliklerden biri olan Pamukkale’yi gezip görmenizi öneririm.

 

Çalışmalarımız site yönetiminden izinsiz kullanılamaz.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

AYVALIK
KAPADOKYA
8. ALAÇATI OT FESTİVALİ

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
269 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
DERGİ ARŞİVİ
İSMET BORA BİNATLI
ERGÜN VEREN
Saat