• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
BİRHARF.BİZ
Üyelik Girişi
İLESAM
GÜFTELER-BESTELER
SEVİNÇ ATAN
GEZGİN
VİDEOLAR
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam14
Toplam Ziyaret37645
DOĞA VE ÇEVRE NESİLDEN NESİLE EMANETTİR / SONGÜL DÜNDAR

                              

        DOĞA VE ÇEVRE NESİLDEN NESLE EMANETTİR.

        Leylek yuvaları vardı yüksek yapılı evlerin çatılarında.

        Kırlangıç yuvaları köy duvarlarının kovuklarındaydı.

        Turnalar yuva yapmışlardı göl kenarlarında.

        Tüm göçmen kuşlar, ev olarak yaptıkları yuvalarını köylülere emanet ederlerdi bahara dönünceye kadar.

        Hiç kimse o yuvalara dokunmazdı, bozmazdı.

        Yuva yıkanın yuvası olmaz derlerdi.

         Ne yazık ki bunların hepsi geçmişte kaldı.

         Biz böyle gördük, böyle büyüdük.

         Karınca yuvasına dokunmazdık, kuş yuvasını bozmazdık, kurdu, ayıyı vuranlara iyi gözle bakmazdık.  Halk; “Avcının muradı olmaz” diye, yaban hayvanı avcılarını manevi baskı altında tutardı. Güvercine melaike derlerdi, tilkiyi uğur sayarlardı. Yılana bile taş atana kızarlardı. Kertenkeleyi kovalayıp kuyruğunun kopmasına sebep olanları bile manevi bir anlam yükleyerek; “kertenkelenin kopan kuyruğu yıldızı görünceye kadar, koparana beddua eder”  derlerdi. Hayvanları koruma amaçlı kutsal halk inançları vardı. Büyüklerimiz; “Allah’ın dil bilmez hayvanından ne istersin” diye hayvanlara dokunanları uyarır, taş atanlara kızarlardı.

         Biz büyüklerimizden, atalarımızdan ve analarımızdan böyle gördük.

        Büyüklerimiz nimet diye ekin tarlalarını çiğnemezlerdi ve çiğnetmezlerdi. Gonca gülü koparanlara “muradın olmaz” diye, yüreğine korku salarlardı. Suya işenmez, su mübarektir diye kutsal değerleri kalkan yaparlardı. Biz böyle gördük büyüklerimizden.

      Büyüklerimizin;

      “Eskiden bin bereket vardı.” demeleri bu yüzdendir.

      Atalarımızın;

      “Hiçbir şeyin tadı kalmadı. Ne etin, ne sütün demeleri bu yüzdendir.

     Ninelerimizin;

      Eski köy çeşmelerine ağıtlar yakmaları bu yüzdendir.

      Analarımızın;

       “Köyümü çok özledim.” diyerek, her yıl köye gitmek için can atmaları bu yüzdendir.

        Bu yüzdendir çoban çeşmesine yakılan türküler. Bu yüzdendir kır çiçekleri için söylenen deyişler. Bu yüzdendir turnalar için dönülen semahlar. Bu yüzdendir ağ tavuk için, çil horoz için dizilen maniler. Ve bu yüzdendir: “üç beyaz güvercin olsam” türküsü…

        Var mı bahçenizde saksağan yuvaları?

        Nerede Ege sahillerinde Yunus sürüleri?

        Kaldı mı ekmeğini Kars Çayı’nda balık tutarak çıkaran? 

        Yok, çünkü temiz doğa ve çevre diye bir şey bırakmadık.

        Biter mi beton yığınlarının arasında menekşeler?

        Açar mı kirlenmiş atmosferde; laleler, papatyalar, zambaklar?

        Açmaz; çünkü temiz hava ve su diye bir şey bırakmadık.

        Baca dumanlarından göz gözü görmez oldu.

        Kışın kirli yağıyor kar, kendi yüzümüzden.

        Ozon tabakasını deldik.

        Yazın Güneş canımızı acıtıyor, kendi yüzümüzden.

        Doğa ve çevreye yaptığımız ihanet

        Saymakla bitmez, yazmakla tükenmez.

        Bir an önce bu kötü gidişe dur demeliyiz.

        Geçmiş nesilden nasıl devraldıysak, gelecek nesle öylece devretmeliyiz.

        Çünkü:

         Doğa ve çevre nesilden nesile emanettir.

SONGÜL DÜNDAR

     dundar_songul@hotmail.com

    www.songul.dundar.com

       YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜM BABALAR EFSANEDİR
KARS ve MALAKANLAR

ANNE SEVGİSİ

   

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
334 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
DERGİ ARŞİVİ
İSMET BORA BİNATLI
SİBEL UNUR ÖZDEMİR
ERGÜN VEREN
Saat