• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
BİRHARF.BİZ
Üyelik Girişi
İLESAM
BALA KİTAP TOPLULUĞU
GÜFTELER-BESTELER
GEZGİN
VİDEOLAR
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam74
Toplam Ziyaret51948
RIZA AKDEMİR'LE SÖYLEŞİ



RIZA AKDEMİRLE SÖYLEŞİ / SEVİNÇ ATAN

 Sevgili dostlar;

Bugün edebiyat dünyamızın çok değerli şair ve araştırmacı yazarlarından Emekli Vali Rıza AKDEMİR hocamızla şiir ve sanat üzerine söyleşmek, onun engin bilgisi ve değerli görüşlerini sizlere aktarabilmek üzere buradayım.

Önce kendisini kısaca bir tanıyalım mı ne dersiniz?

 Rize’nin uzak bir ilçesinin balı ile meşhur en uzak bir köyünde, Anzer’de (Ballıköy) doğan Rıza Akdemir ilk ve orta tahsilini Samsun’da bitirdi. Babası Serbest Fırka ve Demokrat Parti saflarında, demokrasiye geçiş yıllarında, büyük hizmetler ve gayretler ifa etmiş olan tüccar merhum İlyas AKDEMİR’dir.

Siyasal Bilgiler Fakültesinin İdari Şubesinden mezun olan Rıza AKDEMİR meslek hayatına Samsun maiyyet Memuru olarak başladı. Aynı yıl Almanca’dan Devlet Lisan Sınavını başarı ile verdi. Kaymakamlık kursunu pekiyi derece ile ve birincilikle bitiren [b]Rıza AKDEMİR [/b]Reşadiye, Artova, Sarız, Olur, Niksar Kaymakamlıklarında Türk halkının maddi ve manevi kalkınması için yıllar boyu durup dinlenmeden gayretle ve şevkle çalıştı. Bir çok takdirname aldı. 1975 Yılında Siirt valiliğine tayin edildi.

1976 Yılında İçişleri Bakanlığında Özlük İşleri Genel Müdürlüğüne, daha sonra da müsteşar yardımcılığına yükseltildi.

Rıza Akdemir 1993 yılında tayin edildiği Balıkesir Valiliği’nden 1995 yılı sonunda emekliye ayrılmıştır.

San’atçı Valimiz Türkiye İlim ve edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği İLESAM’da Genel Başkan Yardımcılığı görevinde bulunmuş ve Bakû’de, Almatı’da Türkiye edebiyatçılarını temsil etmiştir.

Rıza Akdemir 2006 Yılında LESAM genel Başkanlığına seçilmiş, 25.11.2006 tarihinde eşinin rahatsızlığı nedeniyle İLESAM Başkanlığından kendi arzusu ile ayrılmıştır.

Edebiyat, Sanat, Kültür ve Tarih konuları ile kırk yıldır ciddi surette ilgilenen AKDEMİR’in çeşitli yayınevlerinin, Kültür Bakanlığı’nın ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nin bastırdığı yirmi altı adet kitabı bulunmakta olup, bu sayı halen hazırlamakta olduğu eserleri ile her an artmaktadır.

Vatan sevgisini, millet aşkını işleyen bu kitapların bir kısmı telif, bir kısmı çeviri, bir kısmı Osmanlıca eski metinlerden bugünkü dile ve yazıya çevrilmiştir. Halk sağlığı uzmanı Dr. Nermin AKDEMİR’le evli olan Rıza AKDEMİR’in iki kızı vardır.


Dr. Nermin AKDEMİR, Rıza AKDEMİR ve Sevinç ATAN

-İyi günler sayın hocam. Sıcak bir Ankara gününde, şehir içinde bir cennet köşesi olan bu güzel bahçede beni konuk etme inceliğini gösterdiğiniz, kapılarınızı ve yüreğinizi açtığınız için gönül dolu teşekkür etmek isterim.

-Hakkımda ifade ettiğiniz güzel kelimeler için ben size teşekkür ederim sevgili Sevinç ATAN.  Sağ olunuz. Bunlara ne dereceye kadar lâyıkım, bilmiyorum? Hayatta okumaktan, yazmaktan, beynimi zenginleştirmekten başka bir şey pek düşünmedim. Başka hiçbir ihtirasın, hiçbir mevkiin peşinde koşmadım. Edebiyatı sevdim, edebiyatla yaşadım ve kelimeleri kendi öz çocuklarım gibi sevdim. Sizin de sanata yönelik bu güzel çalışmalarınızı, Türk Diline, Türk Şiir ve Türk Musikisine verdiğiniz bu emeği bütün kalbimle kutluyor, bu alanda gösterdiğiniz başarıların artarak devamını diliyorum.

 -Efendim bu sözleri sizden duymak benim için ne kadar büyük bir mutluluk. Bu konularda bir şeyler yapabiliyorsam bunda sizin çok değerli emek ve katkılarınızın büyük ölçüde payı vardır.

Bulunduğum her toplumda, şiir adına üzerimde olan emeklerinizi minnetle vurguluyorum. Özellikle hece vezninde bana sunduğunuz bazı önerileri, ben de bugün genç arkadaşlarımıza unutulmaması gereken birer ders olarak ve aynen sizin ifadelerinizle, aktarmaya çalışıyorum.

Bunlar şiire gönül vermiş herkesin yararlanacağı gerçekten altın değerinde öğütler. Sizin bulunduğunuz meclislerde bulunup da olağanüstü hitabet yeteneğinizle söz ettiğiniz konulardan etkilenmemek, edebiyatın içine girme arzusu duymamak, yazmaya çalışmamak gerçekten imkansız bir durum.

-Aman efendim ne demek?

-Hocam, bana hece veznini ilk denemeye başladığım günlerde, kafiye konusunda asla zorlamaya yönelmememi, kafiyeye kul olmadan en iyiyi ve en güzeli bulmaya çalışmamı, daima daha anlamlı ve daha az kullanılmış olanı aramamı söylerken, aynen şu cümleyi kullanmıştınız ki, bu sözü bunca yıldır bir an olsun hatırımdan çıkarmadım.

“Kafiye konusunda her bulduğunla asla yetinme, en sevdiğin yemeği döker gibi dök, en beğendiğin giysiyi atar gibi at.”… “Daha iyiye ve güzele bu şekilde ulaşacağından, bunu başaracağından eminim.”

İşte bu anlamlı ve güzel öneriler benim hece veznindeki prensibim, hiç vazgeçemediğim ilkelerim olmuştur.

-Sevinç Hanım biz bu konuda bir şey yapmadık. Sizin özünüzde var olan aleve bir nebze üfledik sadece. Bünyesinde yetenek ve çalışma azmi olan her şair bir gün elbet hak ettiği yere gelecektir. Bizlerin bu başarıda bir miktar katkımız olabildiyse ne mutlu bize.

-Hocam üzerimdeki emeğiniz büyüktür. Bunu gönül rahatlığı ile her yerde söylüyor ve bundan büyük mutluluk duyuyorum. Benim gibi daha pek çok arkadaşımız şiirlerinizden aldığımız ilham ile yeni ufuklar arayışı içindeyiz.

-Bu güzel sözler için size bir kez daha teşekkür ediyorum. Siz ilk şiir kitabınızın basılma aşamasında bana gelip “Bu kitabı bastırmam konusunda ne düşünüyorsunuz hocam?”diye sorduğunuzda, şiirleriniz hakkındaki duygu ve düşüncelerimi bir kısa şiirle özetlemiştim.


SEVİNÇ 
ATAN HANIMEFENDİ’YE
 

Ne hoş yazıyorsun sen isteyince,
Gönlünce herkese pâye vermişsin.
Şiirin çok güzel, zarif ve ince,
Sen şiirin zirvesine ermişsin. 

O zirvede durma, yukarıya çık.
Yolların çiçekli ve ufkun açık.
Hiç kimse sana ders veremez artık,
Varacağın yere zaten varmışsın. 

Rıza AKDEMİR

***

-İşte bu güzel sözleriniz desteğiniz ve değerli katkılarınızla bir şeyler yapmaya, sizlere layık olabilmeye çalışıyoruz hocam. Allah ömür verdiği sürece bu yolda sizleri izleyerek daha iyiye ve daha güzele ulaşmaya çalışmak bizlerin görevidir diye düşünüyor ve biraz da son dönemdeki çalışmalarınızdan söz etsek diyorum.

 -Son dönemde de önceden olduğu gibi kitapla, kalemle savaşım devam ediyor. Hayatta ben, kitaplarla dolu bir ev, çiçeklerle dolu bir bahçe diledim. Çok şükür Allah bana kitaplarla dolu bir ev, çiçeklerle dolu bir bahçe ve beni her adımımda elimden tutan, sevgisini gösteren, anlayışlı davranan, şefkatini esirgemeyen, kitaplarımı çiçekler gibi seven bir eş verdi. Onlarla beraber hayat yolunda yürüyoruz işte böyle.

-Ne kadar hoş, ne kadar örnek alınası bir yaşam biçimi. Biz de size sevgili eşiniz ile birlikte daha nice mutlu, uzun yıllar diliyoruz.

Sizin dillere destan bir kütüphaneniz olduğunu, bu kütüphanede dört bini aşkın eseriniz bulunduğunu ve zaman zaman kütüphanenizi görmek amacıyla evinizin konuk akınına uğradığını biliyoruz. Kitaplara olan tutkunuzu çok anlamlı bir şekilde dile getiren, güzel bir şiirinizi burada okurlarımızla paylaşalım isterseniz.

VEFALI BİR DOSTA 

Seninle baş başa geçti seneler.
Koluma girerdin kırda gezerken.
Neler anlatırdın... Ahh bana neler,
İçim ısınırdı seni dinlerken.

 Hiç kırmadın beni, hiç incitmedin.
Sevgiyle bir ömür elimden tuttun.
Kaç dostum gitti de sen hiç gitmedin,
Her gece göğsünde beni uyuttun. 

Bazen uzanırdık yayla düzüne,
epelerde güneş... Vadide duman.
Gölgeler inerdi beyaz yüzüne,
“Nasıl geçti” derdim “Allahım, zaman.”

Fakir ekmeğimi seninle böldüm.
Aç yaşardım, sensiz yaşayamazdım.
Seninle ağladım, seninle güldüm.
En güzel şiiri seninçün yazdım.  

Sensiz dünyam bomboş, her şeyim yarım.
Sen hiç tükenmeyen hiç bitmeyensin.
Vefalı dostlarım can kitaplarım,
Bana bu şiiri yazdıran sensin… 

                                                    Rıza AKDEMİR                                                    

-Hocam, izin verirseniz şimdi de yetişmenizde kimlerin katkısı oldu, hangi kitapları okuyup, hangi yazarların etkisi altında kaldınız, diye sormak isterim.

-Şunu ifade etmeme izin vermenizi rica ediyorum. Çocukluk yıllarımda, ilkokul, ortaokul ve lisede, şunu okumanız lazımdır, bunu okumanız gereklidir diye bize Doğu ve Batı edebiyatının yıldızlarını gösteren kimse olmadı. Hangi yollardan yürümemiz, hangi kapıları çalmamız, hangi çeşmelerden su içmemiz, neleri okumamız gerektiğini bilmeden ilkokulda görevli olduğum okul kütüphanesinde ne kadar kitap varsa hepsini tek tek okuyarak, elime geçen her kitabı hiçbir ayrım gözetmeden başladım okumaya. Çok genç yaşlarda Divan edebiyatından da Halk edebiyatından da Batı edebiyatı ve Osmanlı edebiyatından da bir şeyler almaya çalıştım. Bilinçli bir seçim yaptığımı söyleyemem. Bir insanın şu kadar kitap okudum diye öğünmesini son derece anlamsız buluyorum. Önemli olan kişinin okuduklarından neler aldığı ve elinde nelerin kaldığıdır. İşte kültür de budur. Ben dünya uluslarının ve Türk edebiyatının en önemli isimlerini okuyup incelemeye, anlamaya çalıştım. Edebiyatımızda çok sevdiğim şair ve yazarlar olmuştur. Divan edebiyatında pek fazla yoğunlaştığımı söyleyemem ama Divan edebiyatının güzellikleri ve pırıltısı kaybolmasın istedim ve divan edebiyatını gelecek nesillere aktarabilmek amacıyla da bir kitap hazırladım. Şu tarz şiiri severim, şunu sevmem, şu edebiyatı buna tercih ederim gibi bir ayırımı pek doğru bulmuyorum. Şiir her kalıpta güzeldir. Gülün her vazoda güzel olması gibi.

-Evet hocam çok güzel açıklamalar bunlar, her cümlenize bütün kalbimle katılıyor ve yeni bir soruya geçmek istiyorum. Bu güne kadar basılmış eserlerinize kısaca değinebilir miyiz?

-Elbette. Bir çoğu Kültür bakanlığı ve Diyanet işleri başkanlığınca yayınlanmış yirmi altı adet kitabım var. Şu anda basım aşamasında olan eserlerim de var. Bu çalışmalar ömrümüz olduğu sürece devam edecek sanıyorum.

-İnşallah. Daha nice güzel eserleri bizlere ve Türk edebiyatına kazandırmaya devam edeceksiniz, diyor bana ayırdığınız bu çok değerli zaman dilimi için bir kez daha gönül dolusu teşekkür etmek istiyorum.

-Sevgili Sevinç Atan, ben de size teşekkür eder, güzel çalışmalarınızın ve başarılarınızın devamını dilerim.


Halil SOYUER, Sevinç ATAN, Rıza AKDEMİR

 ANNEM

Rize’de o küçük dağ evimizde,
Kırlangıçlar kadar neş’eli hürdüm.
Rize’de o küçük dağ evimizde,
Annemin dizinde rüya görürdüm.

 Sonra uzaklardan uzanıp bir el,
Beni o yuvadan koparıp almış.
Ne varsa yıkılmış, ne varsa güzel,
O günden içimde acılar kalmış. 

Sallanan bir mendil, vapur, hıçkırık,
Kumsalda bir kadın, bir siyah nokta.
Annem boynu bükük, kanadı kırık,
Öylece çaresiz kalmış uzakta.

Peşimden gözyaşı dökmüş durmadan,
Gelin duvağına karalar sarmış.
“Gülcemal” limana girdiği zaman,
Annem sahillere bakar ağlarmış.  

Her saati acı, her günü bir dert,
Aradan seneler, seneler geçti.
Alev alev yandı bağrımda hasret,
Sormayın başımdan ah neler geçti.

Öldü… Ulaşmadan yaşı elliye,
Şimdi bir tepede garip mezarı.
Oğlu bir gün dönüp gelecek diye,
Gözlemekte hala boş ufukları.  

Rıza AKDEMİR 

***

FALCI 

Hani bir yaz günü hatırlar mısın?
Bir kır kahvesinde yorgun oturduk
Sükût konuşmaktan daha güzeldi,
Yan yana, el ele, öylece durduk.

 Ufuklar tutuşan orman gibiydi.
Mavi tepelerde gün batıyordu.
Köpüklü dalgalar yorgun sahile,
Bir sevda masalı anlatıyordu.

 Sonra bir çingene belirdi birden.
Erguvan gölgeli yolu çiğneyip.,
“Falına bakayım!.. Güzel kız!..”dedi,
“Peki, olur” dedin başını eğip. 

Gülerek yaklaştı süslü çingene,
Yere bir bez serip üstüne çöktü.
Bir kalaylı tası aldı eline,
Ve sonra içine biraz su döktü.

 Dedi ki; “Ayrılık çıkıyor falda”
”Belki bu yıl!.. Belki gelecek yılda”
“Bilmem nişanlın mı? Sevdiceğin mi,
“Bir genç görüyorum, uzak bir yolda”…

 Dudağın titredi, ürperdin birden.
Gözlerin yıldızlar kadar uzaktı.
Ela gözlerinden yüzüne doğru,
İnciye benzeyen damlalar aktı…

Rıza AKDEMİR

RÖPORTAJ: SEVİNÇ ATAN
FOTOĞRAFLAR: SEVİNÇ ATAN
HAZIRLAYAN: BİRHARF

Röportaj ve fotoğraflarımız site yönetiminden izinsiz kullanılamaz

YALÇIN BENLİCAN İLE SÖYLEŞİ
RIZA AKDEMİR’LE SÖYLEŞİ
ŞİİR, BESTE GÜFTE YARIŞMALARI

 

  
538 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
DERGİ ARŞİVİ
İSMET BORA BİNATLI
Saat