• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
BİRHARF.BİZ
Üyelik Girişi
İLESAM
BALA KİTAP TOPLULUĞU
GÜFTELER-BESTELER
GEZGİN
VİDEOLAR
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam51
Toplam Ziyaret47875
KAPADOKYA / GEZGİN



KAPADOKYA
 



Güzel yurdumuzun turistik bir yöresi olan Kapadokya el değiştirdiği her medeniyetin izini taşıyan görülmeye değer bir yerdir.

Anadolu’nun orta kesiminde bulunan bu bölgenin tarihin her döneminde farklılıklar yaşaması nedeniyle sınırları değişmiştir. Bugünkü hali ise Nevşehir, Aksaray, Niğde kayseri ve Kırşehir illerinin kapsadığı alandır.

                                                 TARİHİ

Kapadokya (Kappadokia)bölgesinin ilk halkları Hattiler, Luviler ve Hititlerdi. Daha sonra burada Asurlar ticari koloniler kurmuşlardı.

Bu bölgede, önemli  ticaret etkinliklerinin merkezi olan Kültepe’de (Kanes) bulunan, Asurca öivi yazısı tabletler Anadolu’daki ilk belgelerdir.

M.Ö. 188 yılında Kapadokya Romalıların eline geçti. O dönemde Kayseri (Caesarea) eyaletin en zengin kentiydi. Hıristiyanlığın yayılmasında en önemli yer olmuştur. Birçok aziz bu bölgede yetişmiştir. 647’de Arap akınları başlamış, Muaviye Kayseri’yi işgal etmişti.  1072’artık Kapadokya de ise artık Kapadokya Selçukluların eline geçmiş, 1399 yılında Yıldırım Beyazıt tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştı. O dönemde Çorum, Yosgat, Sivas, Malatya, Kayseri, Nevşehir, Kırşehir, Niğde Aksaray illeriyle, Amasya, Tokat, Kahramanmaraş, Adana ve Konya’nın bir bölümünü içine alan bir bölgeydi.

GÖRÜLMEYE DEĞER



Ankara’dan yola çıktığınız zaman  Tuz Gölü’nü görmenizi ve orada mola vermenizi öneririm. Hem çok şaşıracak hem de hayran kalacaksınız. Göz alabildiğine tuz… Ve siz üzerine basıyorsunuz.

Tuz gölü Türkiye’nin ikinci büyük gölüdür. İç Anadolu’da sığ bir göl olması, kurak bir bölgede bulunması nedeniyle yaz sıcaklarında buharlaşma fazla oluyor ve daha sığ hale geliyor.

Kapadokya’ya vardığınızda sizi tarihi bir yer beklemektedir. En önemli özellikleri burada yaşanmış medeniyetlerin bıraktığı izler taşıyan kiliseler, manastırlar, çeşitli mimari değeri olan yapılar, Açık Hava Müzesi, hava şartlarının oluşturduğu Peri Bacaları ve tünellerle birbirine bağlanmış yer altı şehirlerinin olmasıdır.

Bölgede toplam otuz altı tane yer altı şehri var ama bunlardan sadece dördü açık durumdadır. Derinkuyu , Kaymaklı, Mazı, Özkonak. Bunların en büyüğü Derinkuyu’dur.

Görülmeye değer bir yer olan Derinkuyu’ya gittiğinizde insanların kendisini düşmandan koruyabilmek için tam donanımlı, her ihtiyaçlarına cevap verecek, nasıl bir şehir yaptıklarına şahit olabilirsiniz.

DERİNKUYU YER ALTI ŞEHRİ

M.ö. 2000 yılında, toplam 4 km2 yer üzerine yapılmış bu alanda on bin kişi yaşamıştır. Burada yaşayan uygarlıklar Hititler, Romalılar, Biizanslılardı. Burası volkanik bir kayadır. Elle bile kazınabiliyor. Hava ile temasa geçtiğinde yüzeyi hemen sertleşiyor. Bu yer altı şehri sekiz kattan oluşuyor. Buranın katları bir ağacın dalları gibidir. Yollarının dar olması bir sığınak oluşundan kaynaklanıyor. Bu şekilde dar olarak yapılması onlar için bir avantajdı. Ordu da gelse tek tek eğilerek geçebilecekti.

İlk iki kat Hitit, 3-4-5. katlar Roma, diğer katlar Bizans dönemine aittir. Burada 1965’ten 1980’e kadar maddi durumu zayıf olanlar yaşıyorlarmış.  Şu anda depo olarak kullanılıyor. Alt kattan 10 km. uzunluğundaki tinelle Kaymaklı yer altı şehrine bağlanmıştır. Granitten yapılöbetçiler kalıyor, düşman geldiği zaman kayaya vuruyorlarmış. Kaya yankı yapınca insanlar bu yer altı şehrine giriyorlarmış.an değirmen taşı  şeklindeki kapak taşları sadece iç taraftan açılabiliyordu. Tünel dar olduğu için düşmanın açabilecek serbestliği yoktu. İç tarafta bir odaya açıldığı için ancak oradakiler açabilirlerdi.


Bu yer altı şehrinin kilisesi, haberleşme, vaftiz ve günah çıkartma yerleri, okulu ve şaraphanesi varmış. Her yönüyle bir şehirmiş burası. Sığınak olmakla birlikte yerin altı sıcak olduğu için soğuk havalarda yararlanabiliyorlarmış. Üstelik bu yer altı şehrinin üstünü ekip biçiyorlarmış. Tepelerde ise nöbetçiler kalıyor, düşman geldiği zaman kayaya vuruyorlarmış. Kaya yankı yapınca insanlar bu yeraltı şehrine giriyorlarmış. Stoklanmış yiyecekleri ve yeraltı sularıyla burada bir ay kalabiliyorlarmış. Bellerine sıkıca bağladıkları kuşak nedeniyle fazla bir şey yiyemiyor, böylece stoklarını ölçülü kullanıyorlarmış. Beşinci kata kadar havalandırma bacalarından giren güneş ışığıyla da aydınlanıyorlarmış.

Derinkuyu yeraltı şehrini görmek isteyenlerden şekeri ve kalbi olanlar için ancak beş kata kadar inmeleri önerilir.

                                         ÜRGÜP

Nevşehir’e bağlı, 19 km. doğusunda bir ilçedir. Halıcılık, el sanatları ve meyve üretimiyle ünlüdür. Ayrıca tüfler içine oyularak yapılan evleri ve yüzey şekilleriyle önemli bir turizm merkezi haline gelmiştir.


Özellikle Ortahisar’daki dörtlü kaya kiliseleri, ayrıca Mustafapaşa, Cemilköy, ve Ayvalı’daki kiliseler tarihi yansıtır. Tüf kayalıklardan oluşmuş Ürgüp Kalesi’nden bakılınca, Erciyes Dağı, Peribacaları, yerleşim alanları ve vadi göz alabildiğince görünmektedir.



Halkı, yaptıkları el sanatları, hediyelik eşyaları ve halıları, açıkta sergileyerek satmaktadırlar.




Ayrıca kalenin girişine yakın bir yerde, gelen turistleri gezdirmek için çok güzel süsledikleri develer de dikkati çekmektedir.



GÖREME

 

Nevşehir’e 10 km uzaklıkta, Peribacaları ve Açık Hava müzesi ile tanınan, volkanik tüf kayalıklardan oluşan bir vadidir. Kayalıklara oyularak yapılan evlerin hepsinin kapıları bir at nalı şeklinde ve kemerlidir. VII. yy. da Hıristiyan göçleri nedeniyle Anadolu’nun dinsel merkezi haline gelmiştir.


                                        AÇIK HAVA MÜZESİ

Açık Hava Müzesi’nde görülen kiliseleri basit planlı ama manastırlarında ise keşiş hücreleri, kiler, mutfak ve yemekhaneleri vardır. Bunlar da tüf kayalıklarına yapılmıştır.


Bu yapılarda simgesel ve geometrik motifler dikkati çekmektedir. Dokuz kubbeli, dört sütunlu Elmalı Kilise, beşik tonozlu ve düz tavanlı olan Yılanlı (Aziz Onuphrius) Kilise, çok az ışık aldığı için bu adı alan Karanlık Kilise, iki sütunlu ve demirden merdivenleri olan Çarıklı Kilise, beşik tonozlu Tokalı Kilise, Azize Chatrine Şapeli, Rahibeler ve Rahipler Manastırı buradaki tarihsel yapıların en önemlileridir.


 
                                                KİLİSE

Bütün kiliselerin duvarları fresk de denilen resimlerle kaplıdır. İsa ve azizlerin resimleri çizilmiştir. Tokalı Kilisesi’nde ek olarak Meryem’in de resimleri vardır. Kapı girişlerinde, bazılarında ızgara, bazılarında cam kapak bulunan mezarlar dikkati çekiyor. Izgara kapaklılar boş ama cam olanlarda cesetlerin kafatası ve kemikleri görünüyor.

                                       AVANOS

Nevşehir’in kuzeydoğusunda 18 km uzaklıkta bir ilçedir. Hıristiyanlık döneminin önemli merkezlerindendi. “Avani” sözcüğü, “kap kacak” anlamında olduğunu göre Avanos’un sanat yönü hemen belli oluyor. Çömlekçilik…



Bu sadece Avanos’a ait bir çalışmadır. Bu çalışmayı Türkiye’nin bir başka yerinde göremezsiniz; çünkü buranın toprağının özelliği başka hiçbir yerde yoktur. Öyle ki 03 numara kalemle üzerine şekil çizilebiliyor. Buna Hitit çalışmaları deniyor. Burada yapılan çalışmaların çoğu kazılardan çıkan eserlerin kopyalarıdır. Orijinallerini Ankara ‘da Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde görebilirsiniz. Bu sanatın Avanos’ta okulu yok ama öğrenmek isteyen kişinin babasının ya da ustasının yanında yedi-sekiz yıl eğitim alması gerekiyormuş.


Bu kadar güzel, vazolar, testiler, küpler, tabaklar, tabak üzerine işlenmiş duvar panoları, kaseler, çerezlikler, çaydanlıklar, tablolar öyle kısa sürede öğrenilerek yapılacak işler değil.Gerçi şimdi elektrikle çalışanlar da var ama buraya gelenler hediyelik eşya alırken özellikle el yapmasını tercih ediyorlar.


                              IHLARA VADİSİ

Aksaray’a 40 km uzaklıkta, Güzelyurt ilçesine bağlı, Melendiz Çayı’nın tortullar ve tüfler içinde açtığı bir vadi. Melendiz Çayı, Aksaray’ın 20 km güneydoğusundan başlar, Ihlara Köyü’ne kadar devam eder.

Kuzeyinde tüfler içine oyulmuş koniler ve peribacaları görülür. Susuz ve verimsiz çevresine bakılınca yemyeşil ekilip biçilen bir yerleşim alanı olduğu görülür. Bu da, yer altı sularının yüzeye yakın olması ve sulama kolaylığından kaynaklanır.

Yamaçlarda birçok kilise ve manastıra rastlanır. En eski olanı Ağaçaltı Kilisesi’dir. Kubbesinde İsa’nın doğumunu müjdeleyen ve göğe yükselişini anlatan freskler bulunmaktadır. Ayrıca, İsa’nın hayatını anlatan Pürenliseki, kemerli nişlerle süslü Sümbüllü, kadınların yılanlar tarafından cezalandırıldığını anlatan Yılanlı kiliseleri de önemli birer tarih sanatıdır. Buradaki eserlerde görülen freskler yalnız Bizans döneminden değildir. Roma, Mısır, İran, Suriye sanatından da etkilenilmiştir.


                                     ÖNEMLİ KONAKLARI

ASMALI KONAK TELEVİZYON DİZİSİNDEN TANIDIĞIMIZ BU KONAK ÜRGÜP'TEDİR


http://www.birharf.biz

HAZIRLAYAN: GEZGİN
FOTOĞRAFLAR: GEZGİN

Çalışmalarımız site yönetiminden izinsiz kullanılamaz.

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
418 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
DERGİ ARŞİVİ
İSMET BORA BİNATLI
Saat